TCK m. 96'daki eziyet suçunun mağdurunun, TCK m. 86/3-b anlamında 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi' (örneğin, çok yaşlı, yatağa bağımlı veya zihinsel engelli bir kişi) olması, suçun nitelikli hali olarak kabul edilir mi? Yoksa bu durum, sadece temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) mi dikkate alınır?
TCK m. 96 (Eziyet), suçun mağdurunun 'beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi' olmasına özgü bir nitelikli hal (cezayı artıran özel bir fıkra) düzenlememiştir. Eziyet suçunun nitelikli halleri, TCK m. 96/2'de; - Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, - Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, - Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, - Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi olarak sayılmıştır. **Düzeltme ve Doğru Cevap:** TCK m. 96/2-b, açıkça suçun 'Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı' işlenmesini bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Bu durumda, fail doğrudan bu fıkradan cezalandırılır ve ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapis olur. Dolayısıyla, mağdurun bu özel durumda olması, eziyet suçunu nitelikli hale getirir ve cezanın alt ve üst sınırını yükseltir. Bu durum, ayrıca TCK m. 61 kapsamında temel ceza belirlenirken bir kez daha (mükerrer olarak) ağırlaştırıcı neden olarak dikkate alınmaz. Çünkü kanun koyucu bu durumu zaten özel bir nitelikli hal olarak öngörmüş ve cezasını ayrı olarak belirlemiştir.