Bir işçi, işe iade davası sonucunda işe başlatılmadığında, İş Kanunu m. 21 uyarınca hem 'işe başlatmama tazminatına' hem de 'boşta geçen süre ücretine' hak kazanır. Bu iki alacak da 'ücret' niteliğinde midir ve aynı yasal kesintilere (vergi, SGK primi) tabi midir?
Hayır, bu iki alacak aynı nitelikte değildir ve aynı yasal kesintilere tabi değildir. Aralarında önemli farklar vardır: 1) **Boşta Geçen Süre Ücreti (İş K. m. 21/3):** - **Niteliği:** Bu alacak, kanun tarafından 'ücret' olarak kabul edilir. İşçi, fesihten işe başlatılmadığı tarihe kadar (en çok 4 ay) sanki çalışmış gibi kabul edilir ve o döneme ait ücreti ve diğer hakları (ikramiye, yol, yemek vb. eğer alıyorsa) kendisine ödenir. - **Yasal Kesintiler:** 'Ücret' sayıldığı için, üzerinden hem Gelir Vergisi, hem Damga Vergisi hem de SGK primi (işçi ve işveren payı) kesilir. Yani, normal çalışırken aldığı ücret gibi tüm kesintilere tabidir. 2) **İşe Başlatmama Tazminatı (İş K. m. 21/1):** - **Niteliği:** Bu alacak, 'ücret' değil, bir 'tazminat'tır. İşverenin, mahkeme kararını yerine getirmeyerek işçiyi işe başlatmamasının bir yaptırımıdır. - **Yasal Kesintiler:** 'Tazminat' niteliğinde olduğu için, üzerinden sadece Damga Vergisi kesilir. Gelir Vergisi Kanunu'na göre bu tür tazminatlar gelir vergisinden muaftır. Ayrıca, ücret sayılmadığı için üzerinden SGK primi de kesilmez. Kısacası, boşta geçen süre ücreti, vergi ve prim kesintileri açısından normal bir ücret gibi işlem görürken; işe başlatmama tazminatı, daha az kesintiye tabi olan bir tazminat niteliğindedir. Bu ayrım, işçinin eline geçecek net miktarları önemli ölçüde etkiler.