Anayasa Mahkemesi'nin Ruhşen Mahmutoğlu (B. No: 2015/22) kararında, derece mahkemesinin, sanığın 'soruşturmanın genişletilmesi' talebi hakkında hiçbir değerlendirmede bulunmaması eleştirilmiştir. CMK'da kovuşturma aşamasında 'soruşturmanın genişletilmesi' adıyla bir kurum olmamasına rağmen, AYM bu ifadeyle aslında sanığın hangi hakkının ihlal edildiğine işaret etmektedir?
AYM, bu ifadeyle, terminolojik bir ayrıntıdan ziyade, sanığın 'adil yargılanma hakkı'nın bir unsuru olan 'savunma delillerini sunma ve tartıştırma hakkı'nın ihlal edildiğine işaret etmektedir. Makalede de belirtildiği gibi, 'tevsii tahkikat' veya 'soruşturmanın genişletilmesi' terimi, uygulamada kovuşturma aşamasında sanığın veya müdafiinin ek delil toplanması (tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması, belge getirtilmesi vb.) talepleri için yaygın olarak kullanılsa da, CMK'daki teknik karşılığı 'delillerin ortaya konulması ve reddi' (CMK m. 206) kurumudur. AYM'nin kararındaki 'soruşturmanın genişletilmesi talebi hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır' eleştirisi, şu anlama gelir: Sanık, mahkumiyetine dayanak olan olguların aksini ispatlamak veya lehine olan yeni olguları ortaya çıkarmak için mahkemeden belirli delillerin toplanmasını istemiştir. Mahkeme, sanığın bu 'delil toplama talepleri' hakkında, CMK m. 206'daki kriterlere göre (delilin karara etkisi, davayı uzatma amacı vb.) olumlu veya olumsuz, ancak mutlaka 'gerekçeli' bir karar vermesi gerekirken, bu talepleri tamamen 'görmezden gelmiş' veya 'cevapsız bırakmıştır'. Bu durum, - Sanığın savunma hakkını etkin bir şekilde kullanmasını engeller. - Yargılamanın çelişmeli niteliğini zedeler. - Mahkemenin, sadece iddia makamının delillerine odaklandığı, savunmanın argümanlarını ciddiye almadığı izlenimi yaratır. - Ve sonuç olarak, 'silahların eşitliği' ilkesini bozar. Dolayısıyla, AYM'nin eleştirisi, kullanılan terimden bağımsız olarak, sanığın temel bir usuli hakkının ihlal edildiğine yöneliktir.