TCK m. 249'daki değer azlığı indiriminin uygulanabilmesi için, zimmete geçirilen malın değerinin 'kesin' olarak tespit edilmesi şart mıdır? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/1197 E. sayılı kararında, zimmet miktarının bir kısmının tespit edilememesi, ancak tespit edilen kısmın 'pek hafif değerde' olması durumunda nasıl bir sonuca varılmıştır?
Zimmete geçirilen malın değerinin 'kesin ve net' olarak tespit edilmesi, TCK m. 249'un sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesi için ideal olanıdır. Ancak her zaman bu mümkün olmayabilir. Yargıtay 5. CD'nin 2016/1197 E. sayılı kararında, zimmet miktarının bir kısmının (mağdurların yaşlılığı, hatırlayamaması gibi nedenlerle) tam olarak tespit edilemediği, ancak tespit edilebilen kısmının (213,85 TL) suç tarihi itibarıyla 'pek hafif değerde' olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay, bu durumda, tespit edilemeyen kısmın şüpheli kalması nedeniyle bu durumun 'sanık lehine yorumlanması' gerektiğini ve tespit edilen 'pek hafif değer' üzerinden TCK m. 249'un uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin, ceza miktarını etkileyen lehe bir hükmün uygulanmasında da geçerli olduğunu gösterir. Eğer tespit edilebilen miktar bile 'azlık' sınırının üzerindeyse veya ortada hiç tespit yoksa bu indirim uygulanamaz. Ancak, tespit edilen ve kesin olan miktar 'az' ise ve kalan kısım belirsizse, sanık lehine yorumla bu indirimden faydalandırılır.