HMK m. 259/1 'Tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir.' hükmü ile HMK m. 259/4 'Mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanığın, bulunduğu yer mahkemesi tarafından dinlenmesine karar verilebilir.' hükmü arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi var mıdır? Yani, tanık il dışındaysa hakim doğrudan istinabeye mi karar vermelidir, yoksa tanığı öncelikle kendi mahkemesine davet etmeyi mi denemelidir?
Arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi vardır. HMK m. 259/1, temel kuralı (doğrudanlık ilkesi gereği tanığın davaya bakan mahkemede dinlenmesi) koymaktadır. HMK m. 259/4 ise, bu temel kuralın bir istisnasını (yargı çevresi dışındaki tanık için istinabe) düzenlemektedir. Kural olarak, hakim öncelikle tanığı kendi mahkemesine usulüne uygun bir davetiye ile çağırmalıdır. Tanığın mazeretsiz olarak gelmemesi halinde zorla getirme gibi yaptırımlar uygulanabilir. Ancak, tanığın gerçekten de mahkemenin yargı çevresi dışında ikamet ettiği veya bulunduğu sabitse ve duruşmaya gelmesi kendisi için büyük bir zorluk yaratacaksa (masraf, zaman kaybı, sağlık sorunları vb.), hakim bu durumda istinabe yoluna başvurabilir. Ayrıca, güncel durumda, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) imkanının varlığı da bu değerlendirmede önemlidir. Eğer tanık il dışında olsa bile SEGBİS ile dinlenmesi mümkünse, istinabe yerine bu yola öncelik verilmesi, doğrudanlık ilkesine daha uygundur. Dolayısıyla, istinabe, diğer yolların (davet, SEGBİS) mümkün veya makul olmadığı durumlarda başvurulacak ikincil bir yöntem olarak düşünülmelidir.