Anayasa Mahkemesi'nin 'silahların eşitliği' ilkesine ilişkin kararlarında, mahkemelerin, sanığın 'adli sicil kaydının bulunması'nı veya 'hakkında benzer nitelikte soruşturmaların olması'nı gerekçe göstererek delil toplama taleplerini reddetmesi nasıl değerlendirilmektedir? Bu tür gerekçelerin 'masumiyet karinesi' ile çelişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81834

Anayasa Mahkemesi, bu tür gerekçeleri 'silahların eşitliği' ve 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlali olarak değerlendirmektedir. Bir sanığın geçmişte sabıkasının olması veya hakkında başka soruşturmaların bulunması, 'o an yargılandığı davada' suçlu olduğu anlamına gelmez ve o davadaki somut delil taleplerinin reddi için meşru bir gerekçe oluşturmaz. Bu durumun 'masumiyet karinesi' ile açık bir çelişkisi vardır: 1) Masumiyet Karinesi: Bir kişi, hakkındaki suçluluk kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla ispat edilinceye kadar masum sayılır (Anayasa m. 38/4). Sanığın geçmişteki bir mahkumiyeti veya devam eden bir soruşturması, mevcut davadaki masumiyetini ortadan kaldırmaz. 2) Delillerin Şahsiliği: Her dava, kendi özgü delilleriyle değerlendirilmelidir. Başka bir davadaki iddialar veya sonuçlar, mevcut davadaki delil ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Mahkemenin, sanığın geçmişini veya başka dosyalarını gerekçe göstererek, mevcut davadaki savunmasını güçlendirebilecek delilleri toplamaktan imtina etmesi, sanığı peşinen 'suçlu' veya 'suça eğilimli' olarak etiketlemek anlamına gelir ve adil yargılanma hakkını zedeler. (Bkz: AYM, Tamer Karataş, B. No: 2020/3612).