TCK m. 54/2, müsadere konusu eşyanın elden çıkarılması (satılması, tüketilmesi vb.) nedeniyle aynen müsaderesinin mümkün olmadığı hallerde, 'kaim değerin' (yerine geçen değerin) müsaderesine hükmedileceğini belirtmektedir. Bir kişi, suçta kullandığı ve değeri 100.000 TL olan bir arabayı, soruşturma başlamadan önce 80.000 TL'ye satmışsa, kaim değer olarak 100.000 TL mi, yoksa 80.000 TL mi müsadere edilir? Bu konudaki temel ilke ne olmalıdır?
Bu konuda temel ilke, devletin suçtan kaynaklanan bir zenginleşmeye yol açmaması, ancak suçla elde edilen veya suçta kullanılan değerin karşılığını almasıdır. TCK m. 54/2, 'bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine' hükmeder. Bu 'karşılık değer', genellikle eşyanın suç tarihindeki veya elden çıkarıldığı tarihteki 'gerçek piyasa değeri' olarak kabul edilir. Somut olayda, arabanın gerçek değeri 100.000 TL ise, failin bunu daha düşük bir bedelle (80.000 TL) satmış olması, kaim değerin bu düşük bedel üzerinden hesaplanmasını gerektirmez. Aksi takdirde, fail, malı değerinin altında satarak müsadere edilecek miktarı azaltma yoluna gidebilir. Devlet, suçla bağlantılı eşyanın 'gerçek değerini' müsadere etme hakkına sahip olmalıdır. Dolayısıyla, mahkeme, bilirkişi marifetiyle arabanın elden çıkarıldığı tarihteki veya suç tarihindeki (hangisi daha uygunsa) gerçek piyasa değerini (100.000 TL) tespit ederek bu miktarın kaim değer olarak müsaderesine karar vermelidir. Satış bedeli (80.000 TL), ancak gerçek değeri yansıtıyorsa esas alınabilir.