HMK m. 259/2'de düzenlenen 'tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesi' kuralı ile HMK m. 288 vd. düzenlenen 'keşif' kurumu arasındaki fark ve benzerlikler nelerdir? Bu iki usul işlemi birlikte uygulanabilir mi?
Fark ve benzerlikler şunlardır: 1) Amaç: Keşfin (HMK m. 288) temel amacı, hakimin uyuşmazlık konusu olan yeri veya şeyi bizzat duyu organlarıyla (görerek, dokunarak, koklayarak vb.) incelemesi ve bu yolla doğrudan bilgi edinmesidir. Tanığın olay yerinde dinlenmesinin (HMK m. 259/2) amacı ise, tanığın beyanlarının somut olay yeriyle ilişkilendirilerek daha iyi anlaşılmasını ve doğruluğunun denetlenmesini sağlamaktır. 2) Subje: Keşfin subjesi hakimdir; tanık dinlemenin subjesi ise tanıktır. 3) Zorunluluk: Her davada keşif yapılmaz; sadece uyuşmazlığın çözümü için hakimin bizzat inceleme yapması gereken durumlarda keşfe karar verilir. Tanık dinleme ise, tanık deliline dayanılmışsa kural olarak yapılır. Benzerlikleri: Her ikisi de hakimin maddi gerçeğe ulaşmasına hizmet eden delil toplama yöntemleridir. Her ikisi de genellikle mahkeme dışında, uyuşmazlık konusu yerde icra edilir. Birlikte Uygulanabilirlik: Evet, sıklıkla birlikte uygulanır. Özellikle taşınmaz davalarında, mahkeme keşfe karar verdiğinde, keşif sırasında olay yerini iyi bilen yerel bilirkişilerin ve tanıkların da orada dinlenmesi, keşfin amacına ulaşması için çok faydalıdır. Tanık, keşif sırasında yer gösterir, olayları anlatır; hakim ve bilirkişiler de bu anlatımları olay yeriyle karşılaştırarak değerlendirme yapar. Yargıtay 16. HD'nin 2015/20776 E. sayılı kararı da bu ortak uygulamayı desteklemektedir.