Anayasa Mahkemesi'nin 'Halil Akkaya' (B. No: 2021/2754) kararında, sanığın ATM'den para çekme anına ilişkin MOBESE kayıtlarının getirtilmesi talebinin 'dosyanın esasına etkili olmayacağı' gerekçesiyle reddedilmesi, hangi hakların ihlali olarak değerlendirilmiştir? Bu tür bir delilin 'esasa etkili olup olmadığı' değerlendirmesi, suçun sübutu açısından nasıl yapılmalıdır?
AYM, bu durumu 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin (ve dolayısıyla gerekçeli karar hakkının) ihlali olarak değerlendirmiştir. MOBESE kaydı, eğer sanığın iddia ettiği gibi parayı kendisinin çekmediğini, başka bir kişinin çektiğini gösterebilecek nitelikteyse, bu delil doğrudan suçun 'faili' unsuruna, yani 'sübuta' ilişkin bir delildir. Bu nedenle 'dosyanın esasına etkili olmayacağı' şeklindeki bir gerekçe, soyut ve yetersiz kalmaktadır. Bir delilin esasa etkili olup olmadığı, o delilin suçun unsurlarından birini (fail, fiil, mağdur, nedensellik bağı, hukuka aykırılık, kusurluluk) ispatlamaya veya çürütmeye elverişli olup olmadığına göre değerlendirilmelidir. Sanık, 'suçu ben işlemedim, o saatte orada değildim, parayı başkası çekmiş olabilir, kamera kayıtlarına bakılsın' diyorsa, bu talep doğrudan doğruya suçun maddi unsurunu ve failini aydınlatmaya yöneliktir ve esasa etkilidir. Mahkemenin, bu tür bir talebi reddederken, neden o kaydın sonuca hiçbir etkisinin olmayacağını (örneğin, başka kesin delillerle failin zaten o olduğu sabitse veya kaydın elde edilmesinin teknik olarak imkansız olduğu anlaşılmışsa) somut olarak gerekçelendirmesi gerekir.