TCK m. 96'da tanımlanan eziyet suçunun oluşabilmesi için mağdurun 'belirli bir kişi' olması şart mıdır? Yoksa failin, kimliği belirsiz veya rastgele seçilmiş kişilere karşı sistematik ve aşağılayıcı davranışları da bu suçu oluşturabilir mi?
TCK m. 96, 'Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi...' diyerek, suçun mağdurunun 'belirli bir kişi' olması gerektiğini ima eder. Eziyet suçunun temel unsuru olan 'sistematiklik ve süreklilik', genellikle failin mağdur üzerinde bir baskı ve kontrol kurma, onu yıldırma amacını taşır. Bu da fail ile mağdur arasında (suçtan önce olmasa bile suç sırasında oluşan) özel bir ilişkinin veya en azından failin hedefinde belirli bir kişinin olmasını gerektirir. Kimliği belirsiz veya tamamen rastgele seçilmiş farklı kişilere karşı, aralarında bir bağlantı olmaksızın işlenen münferit aşağılayıcı eylemler, her biri ayrı bir hakaret, tehdit veya yaralama suçu oluşturabilir, ancak eziyet suçunun gerektirdiği 'süreç içinde tek bir mağdura yönelik sistematik davranış' unsurunu karşılamayabilir. Ancak, failin belirli bir grubu (örneğin bir etnik grup, bir kurumun çalışanları) hedef alarak bu grup içinden rastgele seçtiği kişilere sistematik olarak eziyet etmesi durumunda, mağdurlar bireyselleşmiş olacağından eziyet suçu yine oluşabilir. Önemli olan, eylemlerin bir bütün olarak belirli bir kişiye veya kişilere yönelik olması ve onlar üzerinde sistematik bir etki yaratmasıdır.