Boşanma davası sırasında, idrak çağındaki bir çocuğun hangi ebeveynle kalmak istediği yönündeki beyanının alınması, mahkemenin takdirinde midir, yoksa bir zorunluluk mudur? Bu konuda Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilgili hükmü (madde 12) Türk iç hukukunda nasıl bir etkiye sahiptir?
Bu bir zorunluluktur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi, 'Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.' hükmünü amirdir. Türkiye bu sözleşmeye taraf olduğu için, bu hüküm Anayasa m. 90/5 uyarınca kanun hükmündedir ve iç hukukta doğrudan uygulanır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da, idrak (anlama ve ayırt etme) yaşına gelmiş çocuğun, kendisini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda dinlenmesinin ve görüşünün alınmasının, çocuğun üstün yararının tespiti ve adil bir karar verilmesi için zorunlu olduğunu kabul etmektedir. Mahkemenin bu konuda takdir yetkisi yoktur; çocuğun yaşı ve olgunluk düzeyi elveriyorsa, onu uygun bir ortamda (gerekirse bir uzman eşliğinde) dinlemek ve görüşünü dosyaya yansıtmakla yükümlüdür. Çocuğun görüşü bağlayıcı olmasa da, kararda mutlaka değerlendirilmelidir.