Ceza yargılamasında 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edildiğine karar verilebilmesi için, savunma makamının iddia makamına göre 'herhangi bir dezavantajlı' duruma düşmesi yeterli midir, yoksa bu dezavantajın 'yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkaracak' ölçüde önemli olması mı gerekir?
Yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkaracak ölçüde önemli olması gerekir. AİHM ve AYM içtihatlarına göre, adil yargılanma hakkı bir bütün olarak değerlendirilir. Yargılama sürecindeki her usuli eksiklik veya taraflar arasındaki her küçük dengesizlik, otomatik olarak silahların eşitliği ilkesinin ihlali anlamına gelmez. İhlal kararı verilebilmesi için, tespit edilen dezavantajlı durumun, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engellemiş olması ve bu durumun yargılamanın genel adaletini ('fairness of the proceedings as a whole') temelden sarsmış olması gerekir. Örneğin, savunmanın önemsiz bir tanığının dinlenmemesi bir ihlal sayılmazken, beraat kararı verdirebilecek veya suçu hafifletebilecek tek ve kilit tanığın dinlenmemesi veya sorgulanamaması, yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkaran önemli bir ihlaldir. Değerlendirme, somut olayın özelliklerine ve ihlal iddia edilen eksikliğin davanın sonucu üzerindeki potansiyel etkisine göre yapılır.