Dolandırıcılık suçunda 'hileli davranış' unsurunun, mağdurun denetim imkanını ortadan kaldıracak nitelikte olması gerektiği kabul edilmektedir. İnternet üzerinden araba satan bir kişinin, aracın kilometresini düşürdüğünü ilanda belirtmemesi, ancak alıcının da aracı almadan önce bir ekspertiz raporu almaması veya TRAMER kaydını sorgulamaması durumunda, dolandırıcılık suçu oluşur mu? Mağdurun 'basit bir araştırma ile' gerçeği öğrenme imkanının olması, hilenin niteliğini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81802

Bu durum, ceza hukukunda 'hileli davranışın niteliği' açısından tartışmalıdır. Yargıtay'ın genel eğilimi, hilenin, mağdurun denetim yapma eğilimini kıracak, onu aldatacak belli bir yoğunlukta ve ustalıkta olması gerektiği yönündedir. Eğer bir yalan, mağdur tarafından 'basit bir araştırma' ile (örneğin TRAMER sorgusu, ekspertiz) kolayca ortaya çıkarılabilecek nitelikteyse, bu durumun hukuki himayeye layık bir aldatma olmadığı ve dolandırıcılık suçunun oluşmadığı kabul edilebilmektedir. Bu görüşe göre, ceza hukuku, herkesin makul bir dikkat ve özen göstermesini bekler ve aşırı saf kişileri değil, ortalama bir insanın aldanabileceği hileleri cezalandırır. Ancak, diğer bir görüşe göre, failin aldatma kastıyla hareket ederek yalan beyanda bulunması (kilometreyi düşürmesi) hileli davranış için yeterlidir; mağdurun denetim görevini ihmal etmesi, failin suçunu ortadan kaldırmaz. Yargıtay kararlarında her iki yönde de sonuçlar görmek mümkündür. Ancak son yıllardaki eğilim, failin aktif ve aldatıcı bir eylemi (kilometre düşürme gibi) varsa, mağdurun ihmali olsa bile suçun oluştuğu yönündedir. Çünkü hile, mağdurun denetim yapma arzusunu zaten köreltmiş olabilir.