Anayasa Mahkemesi, 'Ruhşen Mahmutoğlu' (B. No: 2015/22) kararında, derece mahkemesinin, sanığın mahkumiyetine dayanak olan delillerin 'doğruluğu ve uygunluğu' yönünden ileri sürdüğü itirazları gerekçeli kararında tartışmamasını hak ihlali saymıştır. Bu durum, mahkemelerin sadece delilleri toplamakla değil, aynı zamanda tarafların bu delillere yönelik 'argümanlarını' da karşılamakla yükümlü olduğunu mu göstermektedir? Gerekçeli karar hakkının bu boyutu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81791

Evet, bu karar kesinlikle bunu göstermektedir. Gerekçeli karar hakkı, sadece hükmün dayandığı delillerin sıralanmasından ibaret değildir. Aynı zamanda, tarafların bu delillere yönelik olarak ileri sürdüğü ve davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki temel argümanların, iddia ve itirazların da makul ve yeterli bir şekilde karşılanmasını gerektirir. 'Ruhşen Mahmutoğlu' kararında AYM, mahkemenin sadece iddia makamının delillerini alıp, sanığın bu delillerin güvenilmezliğine, hukuka aykırılığına veya farklı yorumlanması gerektiğine dair somut itirazlarını görmezden gelmesinin, 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerini de ihlal ettiğini vurgulamıştır. Mahkeme, bir delili hükme esas alıyorsa, o delile yönelik esaslı eleştirileri de gerekçesinde çürütmekle yükümlüdür. Bu, kararın keyfi değil, hukuki ve mantıksal bir muhakemeye dayandığını gösteren en önemli unsurdur.