Anayasa Mahkemesi'nin 'Ali Rıza Biber' başvurusunda, usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnaları tartışılmıştır. Bir ilk derece mahkemesi Yargıtay'ın bozma kararına uyduktan sonra, bu bozma kararının 'maddi bir yanılgıya' dayandığını fark ederse, uyma kararından dönerek eski kararında direnebilir mi? 'Maddi yanılgı' ile 'hukuki yanılgı' arasındaki ayrımın usuli kazanılmış hakka etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81786

Usuli kazanılmış hak ilkesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyulmasıyla taraflardan biri lehine doğan ve sonraki yargılamada aleyhine bozulamayacak olan usuli haktır. Bu kuralın istisnalarından biri 'maddi yanılgı'dır. 'Maddi yanılgı', Yargıtay'ın, dosyada mevcut olan ve açıkça görülebilen bir olguyu (örneğin bir belgenin varlığını veya yokluğunu, bir tarihi, bir rakamı) yanlış görmesi veya gözden kaçırması gibi, tamamen maddi olgulara yönelik, hukuksal değerlendirme dışı bariz hatalardır. Eğer bozma kararı böyle bir maddi yanılgıya dayanıyorsa, mahkeme bu yanılgıyı fark ettiğinde uyma kararından dönebilir ve maddi yanılgıyı düzelterek yeni bir karar verebilir. Çünkü maddi yanılgının sürdürülmesi kamu vicdanını ve adaleti zedeler. Ancak, Yargıtay'ın delilleri değerlendirerek ulaştığı 'hukuki sonuç' yanlış olsa bile, bu bir 'hukuki yanılgı'dır ve usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldırmaz. Mahkeme, delillerin farklı yorumlanması gerektiği düşüncesiyle uyma kararından dönemez. (Bkz: `prime-esas-ucretin-tespiti-davasinin-reddi` AYM kararı, İlgili Hukuk Bölümü, § 20).