HMK m. 259/4, mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan bir tanığın 'istinabe' yoluyla dinlenmesine olanak tanımaktadır. Ancak HMK m. 149'da 'ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası' da düzenlenmiştir. Bu iki kurum arasındaki ilişkiyi, 'delillerin doğrudan doğruya incelenmesi' ilkesi açısından değerlendiriniz. Davaya bakan hakimin, SEGBİS ile tanığı bizzat dinleme imkanı varken, istinabe yoluna başvurması hangi durumlarda hukuka uygun kabul edilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81733

Delillerin doğrudan doğruya incelenmesi ilkesi, kural olarak hükmü verecek olan hakimin, delilleri (özellikle tanık beyanlarını) bizzat ve aracısız olarak değerlendirmesini gerektirir. HMK m. 149'da düzenlenen SEGBİS, bu ilkenin modern teknoloji ile uygulanmasına hizmet eder. Zira SEGBİS sayesinde hakim, tanığı bizzat görür, duyar, jest ve mimiklerini gözlemler ve doğrudan soru sorabilir. HMK m. 259'da düzenlenen istinabe ise, tanığın başka bir mahkeme hakimi tarafından dinlenmesi olup, doğrudanlık ilkesinin bir istisnasıdır. HMK m. 259'un gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'tanığın bulunduğu yerden ses ve görüntü nakli mümkün olan hâllerde, tarafların rızasıyla, tanığın bizzat davaya bakan hâkim tarafından dinlenmesi gerekmektedir.' Bu nedenle, teknik altyapının müsait olduğu durumlarda öncelik SEGBİS'e verilmelidir. Hakimin SEGBİS imkanı varken istinabeye başvurması, ancak çok istisnai durumlarda (örneğin, tanığın bulunduğu yerde SEGBİS altyapısının olmaması, teknik arıza, tanığın SEGBİS ile dinlenemeyecek derecede sağlık sorunu olması gibi) hukuka uygun kabul edilebilir. Aksi takdirde, delillerin doğrudanlığı ilkesi zedelenmiş olur.