HMK m. 199'da tanımlanan 'belge' kavramı, 'delil sözleşmesi' (HMK m. 193) ile nasıl bir ilişki içindedir? Taraflar, aralarında yaptıkları bir sözleşmede, belirli bir vakıanın ispatı için sadece 'belge' (örneğin, e-posta yazışmaları) deliline dayanılacağını, tanık dinlenemeyeceğini kararlaştırabilirler mi? Bu tür bir delil sözleşmesi geçerli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81170

Evet, bu tür bir delil sözleşmesi, HMK m. 193 uyarınca kural olarak geçerlidir. Bu iki kurum arasındaki ilişki, tarafların iradeleriyle, kanunun genel delil sistemini kendi uyuşmazlıkları için özelleştirebilmelerine dayanır. - **HMK m. 199 (Belge Kavramı):** Kanunun, delil olarak nelerin sunulabileceğine dair genel ve geniş çerçevesini çizer. - **HMK m. 193 (Delil Sözleşmesi):** Taraflara, kanunda belirtilen delillerden hangilerinin veya hangilerinin dışında kalanların delil olarak kabul edileceğini kararlaştırma imkanı veren 'özel' bir sözleşme türüdür. Bu, 'sözleşme serbestisi' ilkesinin usul hukukundaki bir yansımasıdır. Taraflar, aralarında yaptıkları bir sözleşmeyle, gelecekte çıkabilecek bir uyuşmazlıkta, belirli bir vakıanın (örneğin, siparişin teyidi veya sözleşme değişikliği) ispatının, sadece aralarındaki 'e-posta yazışmaları' ile yapılacağını, bu konuda tanık dinlenemeyeceğini kararlaştırabilirler. Bu, bir 'münhasır delil sözleşmesi'dir. Böyle bir sözleşme, HMK m. 193'teki şartları (yazılı olması ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konulara ilişkin olmaması) taşıdığı sürece geçerlidir ve mahkemeyi bağlar. Mahkeme, bu geçerli delil sözleşmesi karşısında, taraflardan birinin tanık dinletme talebini reddetmek zorundadır. Bu durum, tarafların kendi iradeleriyle, HMK m. 199'daki geniş belge yelpazesinden sadece birini seçerek, ispat usulünü kendileri için daralttıkları anlamına gelir.