İYUK m. 43 uyarınca Danıştay'ın veya Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği merci tayini kararı 'kesin' olmasına rağmen, bu kararın bariz bir 'maddi hataya' veya 'hukuki hataya' dayandığı sonradan anlaşılırsa, bu karardan dönülebilir mi? 'Usuli kazanılmış hak' ilkesi bu durumda nasıl bir rol oynar?
Bu durum, hukukun en temel ilkelerinden olan 'hukuki güvenlik' ve 'kararların kesinliği' ile 'maddi adaletin sağlanması' arasındaki hassas dengeyi ilgilendirir. Kural olarak, İYUK m. 43 uyarınca verilen merci tayini kararları 'kesin'dir ve bu kararlara uyulması zorunludur. Bu, taraflardan biri lehine 'usuli kazanılmış hak' doğurur. Ancak bu kuralın çok istisnai durumlarda aşılabileceği kabul edilmektedir. - **Bariz Maddi Hata:** Eğer merci tayini kararı, dosyadaki bir belgenin yanlış okunması, bir tarihin yanlış görülmesi, tarafların karıştırılması gibi 'herkes tarafından ilk bakışta anlaşılabilecek, açık ve bariz bir maddi hataya' dayanıyorsa, bu hatanın sürdürülmesi adalet duygusunu zedeler. Bu durumda, ilgili mahkemenin durumu bir üst yazı ile tekrar merci tayini yapan makama bildirmesi ve hatanın düzeltilmesini talep etmesi mümkündür. Üst merci, bu bariz maddi hatayı düzelterek yeni bir karar verebilir. Bu, usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri olarak kabul edilir. (Bkz. YHGK, E.2016/22-388, K.2018/1607 sayılı kararın mantığı). - **Hukuki Hata:** Eğer karar, maddi bir hataya değil de, bir kanun hükmünün 'yanlış yorumlanması' gibi bir hukuki hataya dayanıyorsa, durum daha farklıdır. Merci tayini kararı 'kesin' olduğu için, bu hukuki yorum hatasından dönülemez. Bu durumda, usuli kazanılmış hak ilkesi daha ağır basar. Yargılamaya, yanlış da olsa, yetkili/görevli kılınan mahkemede devam edilir. Taraflar, bu hukuki hatayı ancak davanın esası hakkındaki nihai kararı temyiz ederken, yargılamanın esasına ilişkin diğer temyiz sebepleriyle birlikte ileri sürebilirler. Kısacası, sadece 'bariz maddi hatalar' usuli kazanılmış hakkı kırabilirken, 'hukuki yorum hataları' kural olarak bu hakkı ortadan kaldırmaz.