Bir sanığın eylemi, hem TCK m. 96'daki 'eziyet' suçunun hem de TCK m. 109'daki 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunun unsurlarını taşıyorsa (örneğin, bir kişiyi bir odaya kilitleyip günlerce sistematik olarak dövmek), bu durumda hangi suçtan ve nasıl bir ceza verilir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2022/12045 K. sayılı kararı bu konuda nasıl bir yol göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81165

Bu durumda, her iki suç da ayrı ayrı oluşur ve faile 'gerçek içtima' kuralları uygulanarak, hem eziyet suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı ceza verilir. Bu iki suç arasında, birinin diğerinin unsuru veya ağırlaştırıcı hali olduğu bir 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi veya 'bileşik suç' ilişkisi yoktur. Eziyet suçu, kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik sistematik saldırıları korurken; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kişinin 'hareket özgürlüğünü' korur. Bu iki hukuki değer birbirinden farklıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2019/13546 E., 2022/12045 K. sayılı kararında da bu yaklaşım benimsenmiştir. Kararda, sanığın katılanı bir binada iki gün boyunca zorla alıkoyması (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ve bu süre içinde sistematik olarak darp etmesi, saçını kesmesi, eline poşet yakıp damlatması gibi eylemleri (eziyet) ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Yargıtay, sanığın sübut bulan bu eylemlerinin, 'TCK’nın 96/1. (eziyet) ve 109/2, 109/3-a (nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ... suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin' karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu, mahkemenin, her bir suç için ayrı ayrı hüküm kurması ve bulunan cezaları TCK'nın içtima kurallarına göre toplaması gerektiği anlamına gelir. Eylemlerden biri, diğerinin içinde erimez.