HMK m. 259/1'e göre tanıklar kural olarak mahkemede dinlenir. Bir davanın tarafları, aralarında anlaşarak, bir tanığın mahkeme yerine bir noter huzurunda ifade vermesini ve bu noter beyanının delil olarak dosyaya sunulmasını kararlaştırabilirler mi? Böyle bir belge, mahkemeyi bağlar mı?
Taraflar, aralarında anlaşarak böyle bir yola başvurabilirler ve bu şekilde alınan bir noter beyanı dosyaya delil olarak sunulabilir. Ancak, bu belge mahkemeyi bağlamaz ve HMK m. 259'daki kuralın yerini tutmaz. Hukuki durumu şu şekilde analiz etmek gerekir: 1) **Belgenin Niteliği:** Noter huzurunda alınan bir tanık beyanı, HMK m. 199 anlamında bir 'belge'dir. Noter tarafından düzenlenmiş olması, beyanın o kişi tarafından o tarihte verildiğini ispatlar ve ona bir resmiyet kazandırır. 2) **İspat Gücü:** Ancak bu belge, HMK anlamında bir 'tanık ifadesi' değildir. Çünkü tanık ifadesi, hakimin veya istinabe edilen hakimin huzurunda, tarafların soru sorma ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde alınan bir beyandır. Noter huzurunda bu usuli güvenceler (hakimin doğrudan değerlendirmesi, tarafların çapraz sorgu hakkı vb.) bulunmaz. Bu nedenle, noter beyanı, tanık ifadesi gibi 'takdiri delil' niteliğinde olsa da, ispat gücü mahkeme huzurunda verilen bir ifadeden daha zayıftır. 3) **Mahkemenin Takdiri:** Mahkeme, bu noter beyanını bir delil olarak değerlendirebilir, ancak bununla bağlı değildir. Eğer mahkeme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için o tanığın bizzat dinlenmesini gerekli görüyorsa, dosyaya sunulan noter beyanına rağmen, o tanığı HMK'daki usule göre (davetiye ile veya SEGBİS ile) duruşmaya çağırarak yeniden dinleyebilir. Tarafların bu yöndeki anlaşması, hakimin delilleri doğrudan doğruya değerlendirme ve re'sen araştırma yetkisini ortadan kaldırmaz. Bu belge, ancak diğer delillerle desteklendiğinde bir anlam ifade eder.