HMK m. 329'da düzenlenen yaptırımlar, sadece davanın sonunda mı talep edilebilir? Yargılama sırasında, bir tarafın karşı tarafın kötü niyetli bir usuli işlem yaptığını (örneğin, bilerek yanlış adres bildirerek tebligatı geciktirdiğini) tespit etmesi durumunda, bu maddeye dayanarak derhal bir yaptırım uygulanmasını isteyebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81153

HMK m. 329'daki yaptırımlar, kural olarak, davanın bir bütün olarak kötü niyetle açıldığının veya savunulduğunun anlaşılması üzerine, yargılamanın sonunda ve nihai kararla birlikte hükmedilen yaptırımlardır. Maddenin ruhu, yargılamanın sonucunda ortaya çıkan genel tabloya göre bir değerlendirme yapılmasını gerektirir. Ancak, bu kural mutlak değildir. HMK m. 327, 'Gereksiz yere davanın uzamasına veya yargılama giderine sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa dahi, ... yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.' hükmünü içermektedir. Bu madde, yargılama sırasındaki tekil ve kötü niyetli usuli işlemleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlanabilir. Bir taraf, karşı tarafın kötü niyetli bir usuli işlemiyle (yanlış adres bildirme, delilleri kasten geç sunma vb.) yargılamayı uzattığını ve gereksiz masrafa neden olduğunu somut olarak ispatlarsa, mahkemeden bu eylem nedeniyle oluşan özel masrafların (yeni tebligat gideri, duruşma ertelendiği için vekilin yol masrafı vb.) derhal karşı tarafa yükletilmesini talep edebilir. Mahkeme, bu durumu bir 'ara kararı' ile karara bağlayabilir. HMK m. 329/2'deki disiplin para cezasının da, yargılamanın düzenini bozan ağır bir kötü niyetli davranış karşısında, mahkeme tarafından yargılama sırasında bir ara kararıyla verilmesi teorik olarak mümkündür. Ancak uygulamada, mahkemeler genellikle bu tür yaptırımları, dosyanın bütününü gördükten sonra nihai kararla birlikte değerlendirmeyi tercih etmektedirler.