Eziyet suçu (TCK m. 96) ile ilgili bir davada, sanığın eylemlerinin 'bir kereye mahsus' olduğu veya 'anlık' bir olaydan ibaret olduğu tespit edilirse, bu durum eziyet suçunun hangi unsurunun eksikliği anlamına gelir ve mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerekir? (Bkz. Yargıtay 8. CD, 2021/8366 E. ve 2021/5931 E. kararları)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81142

Bu durum, eziyet suçunun en temel maddi unsuru olan 'sistematiklik ve süreklilik' unsurunun eksikliği anlamına gelir. TCK m. 96'nın gerekçesinde ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, eziyet suçunu diğer suçlardan (özellikle kasten yaralama ve hakaretten) ayıran en temel özelliğin, fiillerin 'ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmesi' olduğu vurgulanır. Eğer mahkeme, sanığın eyleminin 'bir kereye mahsus' veya 'anlık' bir olaydan ibaret olduğuna kanaat getirirse, eziyet suçunun kurucu unsuru olan süreklilik ve sistematiklik gerçekleşmemiş demektir. Bu durumda mahkemenin eziyet suçundan 'beraat' kararı vermesi gerekir. Ancak bu, sanığın tamamen cezasız kalacağı anlamına gelmeyebilir. Mahkeme, eylemin 'vasfını' değiştirerek, o anlık fiilin hangi suçu oluşturduğunu ayrıca değerlendirmelidir. - Yargıtay 8. CD'nin 2021/8366 E. sayılı kararında, sanığın üvey oğlunun üzerinde sigara söndürme eyleminin sistematik olduğu ispatlanamadığı için, eylemin eziyet değil, 'beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı silahla yaralama' (TCK m. 86/2, 3-b, 3-e) suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. - Benzer şekilde, 2021/5931 E. sayılı kararda, anlık bir tartışma sırasında mağdurun başını duvara vurma eylemi de eziyet değil, 'kasten yaralama' olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla, mahkeme eziyet suçundan beraat kararı verirken, aynı zamanda fiilin kasten yaralama, hakaret veya tehdit gibi başka bir suçu oluşturup oluşturmadığını değerlendirerek, o suçtan mahkumiyet hükmü kurabilir.