İnternet dolandırıcılığı suçlarında (TCK m. 158/1-f), 'etkin pişmanlık' (TCK m. 168) hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun zararının 'aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi' gerekir. Fail, dolandırdığı parayı, mağdurun bilgisi ve rızası dışında, onun banka hesabına geri yatırırsa, bu 'zararı giderme' olarak kabul edilir mi? Bu durumda mağdurun kabulü aranır mı?
Evet, bu durum 'zararı giderme' olarak kabul edilir ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için yeterlidir. Bu durumda mağdurun ayrıca bir kabul beyanında bulunması veya rıza göstermesi aranmaz. TCK m. 168'deki 'zararın giderilmesi' kavramı, objektif bir durumu ifade eder. Önemli olan, mağdurun malvarlığında suç nedeniyle meydana gelen eksilmenin, failin iradi bir eylemiyle ortadan kaldırılması ve malvarlığının suçtan önceki haline getirilmesidir. Failin, elde ettiği haksız kazancı, mağdurun banka hesabına geri yatırması, bu objektif sonucun gerçekleşmesini sağlar. Para, mağdurun malvarlığına ve tasarruf alanına geri dönmüştür. Mağdurun bu iadeyi kabul edip etmemesi veya faili affedip affetmemesi, etkin pişmanlığın uygulanması açısından bir koşul değildir. Etkin pişmanlık, failin suç sonrası olumlu davranışını ödüllendiren ve kamu davasının veya cezanın infazının amaçlarına hizmet eden bir kurumdur; mağdurun affına veya rızasına bağlı bir kurum değildir. Dolayısıyla, failin zararı, mağdurun haberi olmadan dahi olsa, tamamen ve gerçek bir şekilde giderdiği tespit edildiğinde, mahkeme, mağdurun rızasını aramaksızın, iadenin yapıldığı aşamaya göre (soruşturma veya kovuşturma) TCK m. 168'deki indirimi uygulamakla yükümlüdür.