Bir bilişim sistemi kullanılarak işlenen hırsızlık suçunda (TCK m. 142/2-e), failin, mağdurun GSM hattını sahte kimlikle yenileyerek ve bankayı arayarak şifre temin etmesi suretiyle hesaba erişmesi, 'hile' unsuru içerir. Bu durum, eylemin niteliğini dolandırıcılığa dönüştürür mü? Hilenin kime karşı yöneltildiği, bu suçların ayrımında neden kritiktir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81128

Hayır, bu durum eylemin niteliğini dolandırıcılığa dönüştürmez; eylem hala bilişim suretiyle hırsızlıktır. Hilenin kime veya neye karşı yöneltildiği, bu iki suçun ayrımında kritik öneme sahiptir. - **Dolandırıcılık (TCK m. 157-158):** Bu suçta hile, doğrudan doğruya 'malvarlığı üzerinde tasarruf yetkisi olan kişiye', yani mağdurun kendisine yöneliktir. Amaç, mağdurun iradesini fesada uğratarak, onun kendi malvarlığı aleyhine bir işlem yapmasını (para göndermesi, mal teslim etmesi vb.) sağlamaktır. - **Bilişim Suretiyle Hırsızlık (TCK m. 142/2-e):** Bu suçta ise hile, mağdura değil, 'sisteme' veya 'sistemi korumakla görevli üçüncü kişilere' (GSM bayisi, banka çalışanı vb.) yöneliktir. Amaç, mağdurun iradesini değil, onun malvarlığına erişimi sağlayan 'güvenlik mekanizmalarını' aşmaktır. Sorudaki olayda, failin hileli eylemleri (sahte kimlik, bankayı aldatma) mağdurun kendisine yönelik değildir. Mağdurun, 'hesabımdaki parayı faile gönderiyorum' şeklinde bir iradesi yoktur. Fail, GSM bayisini ve bankayı aldatarak, mağdurun hesabına yetkisiz bir erişim sağlamış ve parayı onun rızası ve bilgisi dışında 'almıştır'. Bu, klasik bir anahtar çalma veya kopyalama eyleminin teknolojik versiyonudur. Anahtarı (şifreyi) elde ederken hile kullanılmış olması, evden yapılan 'alma' eyleminin niteliğini değiştirmez. Bu nedenle, hile mağdura değil, sisteme veya aracı kurumlara yönelik olduğu için eylem, bilişim suretiyle hırsızlık suçunu oluşturur.