TCK m. 248/2, zimmet suçunda etkin pişmanlık indiriminin 'hüküm verilmeden önce' zararın giderilmesi halinde uygulanacağını belirtir. Bu 'hüküm' ifadesi, ilk derece mahkemesinin kararını açıkladığı anı mı, yoksa kararın kesinleştiği anı mı ifade eder? Kanun yolu aşamasında (istinaf veya temyiz) yapılan bir iade, bu indirimden yararlanmayı sağlar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81123

TCK m. 248/2'deki 'hüküm verilmeden önce' ifadesi, 'ilk derece mahkemesi tarafından yargılamayı sonlandıran nihai kararın (hükmün) verildiği ana kadar' olan süreyi ifade eder. Bu süre, kararın kesinleştiği anı kapsamaz. Dolayısıyla, etkin pişmanlık indiriminden yararlanmak için zararın en geç, ilk derece mahkemesi son duruşmada kararını açıklamadan önce giderilmiş olması gerekir. Kanun yolu aşamasında, yani ilk derece mahkemesi kararını verdikten sonra, istinaf veya temyiz incelemesi sırasında yapılan bir iade, TCK m. 248/2 kapsamında bir etkin pişmanlık indirimi sağlamaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihadı bu yöndedir. Bunun temel gerekçesi, etkin pişmanlığın, yargılamayı basitleştirme ve adaletin erken tecellisine katkıda bulunma amacını da taşımasıdır. Failin, tüm yargılama boyunca zararı gidermeyip, aleyhine bir karar çıktıktan sonra, sadece kanun yolunda daha lehe bir sonuç elde etme umuduyla yaptığı iade, kanunun aradığı 'pişmanlık' iradesini tam olarak yansıtmaz. Bu aşamada yapılan bir iade, ancak TCK m. 62'deki 'takdiri indirim' nedenleri kapsamında, 'fiilden sonraki davranışlar' kriteri içinde, hakimin takdirine bağlı olarak lehe bir durum olarak değerlendirilebilir; ancak TCK m. 248'deki oranlı ve zorunlu indirimi sağlamaz.