Velayet sahibi bir ebeveynin, velayet hakkı olmayan diğer ebeveynle çocuğun kişisel ilişkisini sürekli ve kasıtlı olarak engellemesi, tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep midir?
Evet, bu durum tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli ve güçlü bir sebeptir. Çocuğun, velayeti kendisinde olmayan ebeveyniyle düzenli, sağlıklı ve kesintisiz bir kişisel ilişki kurması, onun 'üstün yararı'nın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bu ilişki, çocuğun kimlik gelişimi, psikolojik sağlığı ve her iki ebeveyniyle de sevgi bağı kurabilmesi için hayati önem taşır. Yargıtay'ın bu konudaki içtihatları son derece istikrarlıdır. Velayet sahibi ebeveynin, mahkeme tarafından belirlenen kişisel ilişki kararına uymaması, diğer ebeveyni çocuğa kötülemesi, görüş günlerinde çocuğu kaçırması veya görüşmeyi sabote etmesi gibi davranışlar, sadece diğer ebeveynin hakkını ihlal etmekle kalmaz, asıl olarak çocuğun menfaatine aykırı hareket etmek ve 'velayet hakkını kötüye kullanmak' anlamına gelir. Mahkeme, bu tür bir davranışın varlığını tespit ettiğinde, bunu velayet görevinin gereği gibi yerine getirilmediğinin en somut göstergelerinden biri olarak kabul eder. Eğer bu engelleme davranışı sürekli ve kasıtlı bir hal almışsa, mahkeme, çocuğun diğer ebeveynle olan bağının kopmasını önlemek ve kişisel ilişki hakkını tesis etmek amacıyla, velayetin diğer ebeveyne verilmesine karar verebilir. Bu, velayet hakkının bir 'imtiyaz' değil, çocuğun menfaati doğrultusunda kullanılması gereken bir 'görev' olduğunun en net göstergesidir.