CMK m. 206/2-c, mahkemeye, 'sadece davayı uzatmak maksadıyla' yapıldığı anlaşılan delil taleplerini reddetme yetkisi vermektedir. Anayasa Mahkemesi'nin 'silahların eşitliği' ve 'gerekçeli karar hakkı'na ilişkin içtihatları (örn: Ruhşen Mahmutoğlu) ışığında, bir mahkeme, sanığın bu 'maksadını' hangi objektif kriterlere dayanarak tespit edebilir? Bu yetkinin keyfi kullanımını önleyecek usuli güvenceler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81110

Mahkemenin, bir delil talebinin 'sadece davayı uzatmak maksadıyla' yapıldığını tespit ederken, sanığın sübjektif niyetini okumak yerine, objektif ve somut kriterlere dayanması gerekir. Aksi takdirde karar keyfi olur ve savunma hakkını ihlal eder. AYM içtihatları ışığında, mahkemenin kullanabileceği objektif kriterler ve usuli güvenceler şunlardır: **Objektif Kriterler:** 1) **Delilin Uyuşmazlıkla İlgisizliği:** Talep edilen delilin, ispatlanmak istenen vakıa ile veya davanın esasıyla bariz bir şekilde ilgisiz olması. 2) **Sonuca Etkisizlik:** Delil toplansa dahi, dosyadaki diğer kesin deliller karşısında kararın sonucunu değiştirmeyeceğinin çok açık ve net olması. 3) **Tekrarlama Niteliği:** Aynı nitelikte ve aynı şeyi ispatlamaya yönelik yeterince delil (örneğin tanık) toplanmışken, yeni bir gerekçe sunulmadan sürekli aynı türde yeni delil talep edilmesi. 4) **Talebin Zamanlaması:** Talebin, yargılamanın makul bir şekilde ilerlediği bir aşamada değil de, tam dosyanın karara çıkacağı son anda, bariz bir geciktirme niyetiyle yapıldığına dair başka emarelerin olması. **Usuli Güvenceler:** 1) **Somut Gerekçe Zorunluluğu:** Mahkeme, talebi bu nedenle reddederken, yukarıdaki kriterlerden hangisine dayandığını kararında somut olarak açıklamalıdır. 'Davayı uzatma amaçlıdır' gibi soyut bir gerekçe yeterli değildir. Neden böyle düşündüğünü, delilin neden sonuca etkisiz veya ilgisiz olduğunu izah etmelidir. 2) **Savunma Hakkına Öncelik Tanıma:** Şüphe halinde, talep kabul edilmelidir. Yani, bir delilin davayı uzatma amacı mı taşıdığı yoksa gerçekten maddi gerçeğe hizmet etme potansiyeli mi olduğu konusunda bir tereddüt varsa, mahkeme 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ilkesinin bir yansıması olarak, talebi kabul etme yönünde takdir kullanmalıdır. Bu güvenceler, CMK m. 206/2-c'nin, silahların eşitliği ilkesini ihlal eden bir araca dönüşmesini engeller.