HMK m. 199'un gerekçesinde, kanun koyucunun 'senet' tanımı yapmaktan özellikle kaçındığı ve amacının 'ortaya çıkacak gelişmelere engel olmamak' olduğu belirtilmiştir. Bu gerekçe, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile tanımlanan 'güvenli elektronik imza' ile imzalanmış bir elektronik belgenin, HMK m. 200 anlamında 'senet' sayılıp sayılamayacağı tartışmasına nasıl bir ışık tutar? Bu durum, Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/33 K. sayılı kararındaki 'elektronik kayıtlar senet kabul edilemez' tespitiyle çelişir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81109

Bu gerekçe, 'güvenli elektronik imza' ile imzalanmış bir belgenin, HMK m. 200 anlamında 'senet' olarak kabul edilebileceği yönündeki yoruma güçlü bir destek sağlar. Gerekçedeki 'gelişmelere engel olmamak' iradesi, kanunun teknolojiye kapalı olmadığını, yeni ispat araçlarının geleneksel olanlarla eşdeğer tutulabileceğini ima eder. 5070 sayılı Kanun'un 5. maddesi, 'Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur.' demektedir. Bu, özel bir kanunla getirilmiş bir denklik kuralıdır. HMK m. 200'deki 'senet' kavramının temel unsuru 'imza'dır. Güvenli elektronik imza, kanunen elle atılan imza ile eşdeğer sayıldığına göre, bu imza ile imzalanmış ve borç ikrarı içeren bir elektronik belge, HMK m. 200'ün aradığı şartları (yazılılık ve imza) karşılamış olur ve 'senet' olarak kabul edilmelidir. Bu durum, HGK'nın 2021/33 K. sayılı kararıyla çelişmez. Çünkü o karara konu olan 'bankanın kendi elektronik kayıtları', imzasız, tek taraflı ve güvenli elektronik imza gibi bir güvence içermeyen kayıtlardı. HGK, bu tür 'güvencesiz ve imzasız' elektronik kayıtların senet sayılamayacağını belirtmiştir. Eğer bir elektronik belge, taraflardan birinin güvenli elektronik imzasıyla imzalanmış olsaydı, HGK'nın kararı muhtemelen farklı olurdu. Dolayısıyla, HMK'nın esnek yaklaşımı ve E-İmza Kanunu'ndaki denklik kuralı birleştiğinde, güvenli elektronik imzalı belgelerin HMK m. 200 anlamında senet olarak kabul edilmesi, kanunun amacına en uygun yorumdur.