5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesi, 'mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından' bir istisna getirirken, 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi (bir kamu görevinin veya hizmetin sağladığı yetki) kötüye kullanmak suretiyle suç işleyenler için bu istisna geçerli midir? Zimmet suçundan mahkum olan bir kamu görevlisi hakkında, TCK m. 53/5'in ayrıca uygulanması zorunlu mudur?
Hayır, TCK m. 53/5'teki istisna, yani cezanın infazından sonra hak yoksunluğunun sona ermesi kuralı, TCK m. 53/1-a'daki yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işlenen suçlar için geçerli değildir. Tam aksine, TCK m. 53/5, bu tür suçlar için özel ve daha ağır bir hak yoksunluğu rejimi öngörür. Düzenleme şöyledir: TCK m. 53/1, mahkumiyetin bir sonucu olarak, sanığın belirli hakları kullanmaktan (seçme-seçilme, vakıf-dernek yöneticisi olma, kamu görevi üstlenme vb.) cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılacağını düzenler. TCK m. 53/5 ise, bu genel kurala bir istisna ve bir ağırlaştırma getirir: 'Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir.' Zimmet suçu, doğası gereği, kamu görevinin veya özel kanunlar gereği tanınan bir yetkinin (TCK m. 53/1-a) kötüye kullanılması suretiyle işlenir. Bu nedenle, zimmet suçundan mahkum olan bir kamu görevlisi hakkında, mahkemenin, TCK m. 53/1'deki genel hak yoksunluklarına ek olarak, 'ayrıca' ve 'cezanın infazından sonra işlemek üzere' belirli bir süreyle (cezanın yarısından bir katına kadar) o kamu görevini veya hizmeti sağlayan hak ve yetkiyi kullanmaktan yasaklanmasına karar vermesi zorunludur. Yargıtay kararlarında (örn: 5. CD, 2018/44 K.) bu hususun gözetilmemesi, sürekli bir bozma nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.