Bir zabıt katibinin, kullanılmış posta pullarını silerek yeniden tebligatların üzerine yapıştırması ve bu tebligatların posta ücretlerini mahkeme veznesinden gider avansı olarak çekip mal edinmesi eylemi, TCK m. 248'deki etkin pişmanlık hükümleri açısından nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/220 K. sayılı kararında, 'zimmete geçirilen paranın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi koşulları oluşmadığı halde' etkin pişmanlık indirimi yapılmasını neden eleştirmiştir?
TCK m. 248'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, sanığın, zimmetine geçirdiği parayı veya malı 'aynen iade etmesi' veya uğranılan zararı 'tamamen' tazmin etmesi mutlak bir ön koşuldur. Bu koşul sağlanmadan, sırf sanığın pişman olduğunu beyan etmesi veya zararın bir kısmını gidermesi, bu indirimden yararlanması için yeterli değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/220 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin etkin pişmanlık indirimi yapması şu nedenle eleştirilmiştir: Karara konu olayda, sanığın zimmetine geçirdiği tespit edilen 1.323,00 TL'nin sadece 1.260,00 TL'lik kısmını ödediği anlaşılmaktadır. Geriye, ödenmemiş bir bakiye kalmıştır. Bu durumda, 'uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi' koşulu gerçekleşmemiştir. Zararın büyük bir kısmının ödenmiş olması, kanunun aradığı 'tamamen giderme' şartını karşılamaz. Kanun koyucu, bu indirimden faydalanmak için, kamunun veya mağdurun uğradığı zararın eksiksiz bir şekilde giderilmesini aramaktadır. Yerel mahkemenin, bu açık kanuni şart oluşmadığı halde, sanık lehine TCK m. 248/1'e göre indirim yapması, kanunun lehe hükmünün koşulları gerçekleşmeden uygulanması anlamına gelir ve bu, açık bir hukuka aykırılık ve bozma nedenidir. Etkin pişmanlık, bir hak değil, sıkı şartlara bağlanmış bir indirim nedenidir ve bu şartların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.