TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanırken, sanığın fiilden sonraki davranışları kapsamında, mağdurun zararını tamamen gidermiş olması, hem 'etkin pişmanlık' (ilgili suçta düzenlenmişse) hem de TCK m. 62 kapsamında ayrı ayrı indirim nedeni olarak değerlendirilebilir mi? Bu durum 'mükerrer değerlendirme yasağı' ile çelişir mi?
Bu durum, 'mükerrer değerlendirme yasağı' (non bis in idem) ilkesiyle doğrudan ilgilidir ve kural olarak, aynı olgu iki farklı indirim için temel alınamaz. Ancak, uygulamanın detaylarında bir nüans vardır. 1) **Etkin Pişmanlığın Özel Olarak Düzenlendiği Haller:** Eğer işlenen suç için TCK'da özel bir etkin pişmanlık hükmü (örneğin, hırsızlık için m. 168, zimmet için m. 248) varsa, zararın giderilmesi öncelikle bu özel hüküm kapsamında değerlendirilir ve buradan indirim uygulanır. Bu durumda, aynı 'zararı giderme' olgusu, ikinci kez TCK m. 62 kapsamında genel bir takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilemez. Bu, açık bir mükerrer değerlendirme olur. TCK m. 61/3 ve m. 62'nin gerekçesi de bu yasağı destekler. 2) **İstisnai Durum ve Farklı Nitelik:** Ancak, zararı giderme eyleminin, sadece parasal bir iadenin ötesinde, sanığın 'samimi pişmanlığını' ve 'mağdurdan özür dileme, helalleşme' gibi ek olumlu davranışları da içermesi durumunda, farklı bir yorum yapılabilir. Bu durumda, zararın giderilmesi olgusu TCK m. 168'in uygulanmasını sağlarken; sanığın bu eylemi yaparken gösterdiği 'samimiyet, pişmanlık ve olumlu tavır', TCK m. 62'deki 'fiilden sonraki davranışlar' kriteri kapsamında ayrıca değerlendirilebilir. Burada indirimin nedeni, paranın iadesi değil, failin gösterdiği 'ahlaki tutum' olur. Bu çok ince bir ayrımdır ve mahkemenin, TCK m. 62'yi uygularken gerekçesini, salt zararın giderilmesine değil, bu eyleme eşlik eden failin kişiliğine ilişkin olumlu gözlemlere dayandırması gerekir. Aksi takdirde, mükerrer değerlendirme yasağı ihlal edilmiş olur.