Bir idari işlemin, 2577 sayılı İYUK'ta belirtilen 60 günlük dava açma süresi içinde değil de, bu süre geçtikten sonra dava konusu edildiğini varsayalım. Davalı idare, cevap dilekçesinde 'süre aşımı' def'inde bulunmamıştır. Bu durumda mahkeme, davayı esastan inceleyebilir mi?
Hayır, mahkeme davayı esastan inceleyemez. Davayı 'süre aşımı' nedeniyle reddetmek zorundadır. Bunun nedeni, idari yargıda dava açma sürelerinin, özel hukuktakinden farklı olarak, bir 'zamanaşımı' süresi değil, bir 'hak düşürücü süre' olması ve 'kamu düzeninden' sayılmasıdır. Bu nitelemenin sonuçları şunlardır: 1) **Re'sen Dikkate Alınma:** Hak düşürücü süreler, taraflarca ileri sürülmese bile, hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden (re'sen) dikkate alınır. Bu, İYUK m. 14/3-e'de açıkça bir 'ilk inceleme' konusu olarak belirtilmiştir. 2) **Def'i Değil, İtiraz Niteliği:** Özel hukukta zamanaşımı, davalının ileri sürmesi gereken bir 'def'i'dir. Davalı süresinde ileri sürmezse, bu hakkını kaybeder. İdari yargıda ise süre aşımı, davanın dinlenebilirlik şartı olan bir 'dava şartı' noksanlığıdır. Davalının bu konuda bir savunma yapıp yapmamasının hiçbir önemi yoktur. Mahkeme, dosyayı incelerken, işlemin tebliğ tarihi ile davanın açıldığı tarih arasındaki süreyi kendisi hesaplar ve 60 günlük sürenin geçtiğini tespit ederse, başka hiçbir inceleme yapmadan davayı 'süre aşımı yönünden reddeder'. Dolayısıyla, davalı idarenin süre aşımı def'inde bulunmaması, mahkemenin bu usuli engeli görmezden gelmesine olanak tanımaz.