HMK m. 261/1, 'Hâkim, tanıklar dinlenirken başka bir tanığın veya tarafın hazır bulunmamasına karar verebilir' demektedir. Bu hükmün amacı nedir ve 'çelişmeli yargılama' ilkesiyle bir çelişki oluşturur mu?
Bu hükmün temel amacı, tanıkların beyanlarının 'doğruluğunu ve güvenilirliğini' sağlamaktır. Tanıkların birbirinden etkilenmesini veya tarafların varlığından çekinerek gerçeği söylemekten kaçınmasını önlemeyi hedefler. Eğer tanıklar, birbirlerinin beyanlarını duyarak ifade verirlerse, kendi hafızalarına değil, duyduklarına göre ifade verme veya ifadelerini birbirine uydurma eğilimi gösterebilirler. Bu da maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engeller. Bu hüküm, 'çelişmeli yargılama' ilkesiyle bir çelişki oluşturmaz, aksine o ilkenin sağlıklı işlemesine hizmet eder. Çünkü: - **Geçici Bir Tedbirdir:** Bu, tanığın ifadesi alınırken uygulanan geçici bir tedbirdir. Diğer taraf veya tanık, ifade bittikten sonra tekrar salona alınır. - **İfade İçeriği Açıklanır:** İfade tamamlandıktan sonra, tutanağa geçen tanık beyanları salonda bulunan diğer taraflara ve vekillere okunur veya tutanak sureti verilir. - **Soru Sorma ve Beyanda Bulunma Hakkı Devam Eder:** Taraflar, öğrendikleri bu yeni beyan üzerine, hakime tanığa sorması için yeni sorular iletebilir veya bu beyana karşı kendi beyan ve itirazlarını sunabilirler. Dolayısıyla, bu kural, çelişmeli yargılama hakkını ortadan kaldırmaz, sadece tanık ifadesinin saflığını korumak için hakkın kullanılma biçimini anlık olarak düzenler. Asıl olan, tarafların tüm delillerden haberdar olması ve onlara karşı beyanda bulunma imkanına sahip olmasıdır ki, bu imkan ortadan kaldırılmamaktadır.