Eziyet suçu (TCK m. 96), şantaj (TCK m. 107), yaralama (TCK m. 86) ve tehdit (TCK m. 106) suçlarıyla birlikte işlendiğinde, 'bileşik suç' (TCK m. 42) mu, yoksa 'fikri içtima' (TCK m. 44) mı gündeme gelir? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2015/16125 K. sayılı kararı, bu suçların eziyet suçu içindeki konumunu nasıl değerlendirmiştir?
Bu durumda ne bileşik suç ne de fikri içtima gündeme gelir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2015/16125 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu suçlar eziyet suçunun 'unsuru' veya 'işleniş biçimi' olarak kabul edilir ve eziyet suçu içinde erirler (tüketen-tükenen norm ilişkisi). Aradaki mantık şudur: - **Bileşik Suç (TCK m. 42):** Bir suçun, başka bir suçun unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturmasıdır (örneğin yağma suçu, hırsızlık ve tehdit/cebir suçlarından oluşur). Eziyetin tanımında bu suçlar açıkça bir unsur olarak sayılmamıştır. - **Fikri İçtima (TCK m. 44):** Tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesidir. Eziyet ise tek bir fiilden değil, 'süreç içinde süreklilik arz eden' bir dizi fiilden oluşur. TCK m. 96'nın madde gerekçesi, bu konuya ışık tutmaktadır: 'Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyebilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler.' Yargıtay, bu gerekçeden hareketle, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenen yaralama, tehdit, hakaret, şantaj gibi fiillerin, bağımsız suçlar olmaktan çıkarak, bir araya gelip daha ağır bir haksızlık olan 'eziyet' suçunu oluşturduğunu kabul etmektedir. Bu durumda faile, sadece eziyet suçundan (TCK m. 96) ceza verilir. Ancak, bu eylemlerin varlığı ve ağırlığı, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde dikkate alınır.