Velayetin değiştirilmesi davasında, davacı babanın, annenin velayet görevini savsakladığına dair iddialarını sadece kendi tanıklarıyla desteklemesi, ancak anne tarafının tanıklarının ise annenin çocuğa iyi baktığını beyan etmesi durumunda, mahkeme sadece tanık beyanlarına dayanarak nasıl bir karar vermelidir? Çocuğun üstün yararı ilkesi, bu delil değerlendirmesinde hakime ne gibi ek yükümlülükler yükler?
Bu durumda mahkeme, sadece çelişkili tanık beyanlarına dayanarak bir karar vermemelidir. Velayet davalarının kamu düzenine ilişkin olması ve temel ilkenin 'çocuğun üstün yararı' olması, hakime, HMK'daki genel kural olan 'taraflarca getirilme ilkesi'nin ötesinde, 're'sen araştırma' yükümlülüğü yükler. Tanık beyanları arasındaki çelişki, hakim için bir son değil, daha derin bir araştırmanın başlangıcı olmalıdır. Hakimin bu durumda yükümlülükleri şunlardır: 1) **Objektif Delillere Başvurma:** Hakim, çelişkiyi gidermek için objektif ve tarafsız deliller toplamalıdır. Bunların en önemlisi, bir pedagog veya sosyal hizmet uzmanından alınacak 'sosyal inceleme raporu'dur (SİR). Uzman, her iki ebeveynin ev ortamını, çocukla ilişkilerini, ebeveynlik becerilerini yerinde gözlemleyerek ve çocukla özel görüşme yaparak mahkemeye tarafsız bir rapor sunar. 2) **Çocuğun Görüşünü Alma:** Eğer çocuk idrak yaşındaysa (genellikle 8 yaş ve üzeri), mahkeme, bir uzman eşliğinde, baskı altında kalmayacağı bir ortamda çocuğun kendi görüşünü ve kiminle kalmak istediğini sormalıdır. Çocuğun beyanı tek başına belirleyici olmasa da çok önemli bir delildir. 3) **Diğer Deliller:** Okul kayıtları, rehber öğretmen görüşleri, çocuğun sağlık kayıtları gibi belgeler de toplanarak tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmelidir. Mahkeme, tüm bu re'sen toplanan delilleri (özellikle SİR ve çocuğun beyanı), çelişkili tanık beyanlarıyla birlikte bir bütün olarak değerlendirerek, hangi tarafın yanında kalmasının çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişimi için 'daha yararlı' olacağına kanaat getirirse, o yönde karar vermelidir. Sadece bir tarafın tanıklarına soyut bir şekilde 'itibar ederek' karar vermesi, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebidir.