Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/856 K. sayılı kararında, sanığın 20,20 TL'lik bir trafik cezasını geç teslim etmesi eylemi nedeniyle 'fiilin haksızlık muhtevasının suç oluşturacak boyutta bulunmaması' gerekçesiyle beraatine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yorum, ceza hukukunun hangi temel ilkesine dayanmaktadır ve TCK m. 249'daki 'değer azlığı' indiriminden nasıl bir farkı vardır?
Bu yorum, ceza hukukunun 'ultima ratio' (son çare) olması ve 'hukuki yararın korunması' ilkelerine dayanmaktadır. Ceza hukuku, toplumsal düzeni bozan en ağır fiillere karşı başvurulması gereken en son araçtır. Her hukuka aykırılık, ceza hukuku anlamında bir 'suç' teşkil etmez. Bir fiilin suç sayılabilmesi için, ihlal ettiği hukuki yararı 'önemli ölçüde' zedelemesi ve yarattığı haksızlığın cezayı gerektirecek bir ağırlığa ulaşması gerekir. Yargıtay'ın kararındaki bu yorumun, TCK m. 249'daki 'değer azlığı' indiriminden temel farkı şudur: - **TCK m. 249 (Değer Azlığı):** Bu madde, suçun oluştuğunu kabul eder. Yani fiilin, suç teşkil edecek asgari haksızlık içeriğine sahip olduğunu varsayar, ancak bu haksızlığın 'az' olması nedeniyle sadece cezada bir indirim öngörür. Suçun varlığı sabittir. - **Yargıtay Kararındaki Yorum (Haksızlık Muhtevasının Yetersizliği):** Bu yorum ise, daha temel bir noktaya odaklanır ve fiilin yarattığı haksızlığın o kadar cüzi ve önemsiz olduğunu belirtir ki, bu durumun ceza hukuku tarafından 'suç' olarak nitelendirilmesi dahi gerekmez. Yani, suçun maddi unsuru (paranın alınması) gerçekleşse de, fiilin 'tipiklik' unsurunun manevi veya haksızlık boyutu eksik kalmıştır. Bu, 'önemsiz suç' (de minimis non curat lex - hukuk küçük şeylerle ilgilenmez) ilkesinin bir yansımasıdır. Yargıtay, 20,20 TL gibi sembolik bir miktarın, kamu idaresine duyulan güveni sarsacak veya bir menfaat/zarar oluşturacak boyutta olmadığı, dolayısıyla suçun manevi unsurunun oluşmadığı sonucuna vararak, indirim değil, doğrudan 'beraat' kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu, daha radikal ve fiili suç olmaktan çıkaran bir yorumdur.