Bir banka, müşterisine ödeme yaptığını, imha ettiğini iddia ettiği eski tarihli ödeme fişleri yerine, sadece kendi bilgisayar kayıtlarına (HMK m. 199 kapsamında bir belge) dayanarak ispat etmeye çalışmaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/33 K. sayılı kararında belirtilen 'belgeleri saklama yükümlülüğü', bankanın bu savunmasını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81069

Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/33 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bankaların TTK ve diğer özel mevzuat uyarınca ticari defter ve belgelerini 10 yıl süreyle saklama yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük, bankanın ispat faaliyetlerini doğrudan etkiler. Bankanın, bir ödemeyi ispatlamak için en temel ve kesin delil olan 'müşteri imzalı ödeme fişi' veya 'makbuz' gibi bir belgeyi ibraz etmesi gerekir. Banka, bu belgeleri 'saklama süresi dolduğu için imha ettim' savunmasını ileri sürerek, kendi kusuruyla yok ettiği bir delilin sonuçlarından yararlanamaz. Hukukun genel ilkesi olarak, kimse kendi kusuruna dayanarak lehine bir hak çıkaramaz. Bu durumda, ispat külfeti kendisinde olan banka, en önemli delili (imzalı belge) kendi ihmaliyle ortadan kaldırmış olur. Bankanın bu durumda sadece kendi tek taraflı bilgisayar kayıtlarına dayanması, birkaç nedenle yetersizdir: 1) **Kesin Delilin Yokluğu:** İmzalı belge gibi bir kesin delil varken, bunun yerine takdiri delil niteliğindeki bilgisayar kaydına itibar edilemez. 2) **Saklama Yükümlülüğünün İhlali:** Belgeyi saklamakla yükümlü olan bankanın, onu imha ettikten sonra 'ispat edemiyorum' demesi yerine, 'bilgisayar kaydım var' demesi, ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Saklama yükümlülüğünü ihlal etmenin sonucu, o belgenin içeriğinin bankanın aleyhine yorumlanması olabilir. 3) **Tek Taraflılık:** HGK kararında da belirtildiği gibi, bankanın kendi bilgisayar kayıtları tek taraflı olarak oluşturulmuştur ve manipülasyona açık olabilir. Bu nedenle, müşteri imzasıyla teyit edilmedikçe, bir ödemeyi tek başına ispatlama gücüne sahip değildir.