Eziyet suçunda (TCK m. 96), fiillerin 'sistematik bir şekilde' işlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu 'sistematiklik' unsuru, önceden hazırlanmış ayrıntılı bir planın varlığını zorunlu kılar mı? Yoksa failin genel bir tutum çerçevesinde, belirli bir süreçte fiilleri tekrarlaması yeterli midir?
Hayır, 'sistematiklik' unsuru, önceden hazırlanmış yazılı veya ayrıntılı bir planın varlığını zorunlu kılmaz. Yargıtay kararlarında ve doktrinde bu kavrama daha geniş bir anlam yüklenmektedir. Sistematiklik, fiillerin rastgele, anlık ve birbirinden kopuk olmaması anlamına gelir. Bu unsurun varlığı için şu durumlar yeterlidir: 1) **Genel Bir Tutum ve Süreç:** Failin, mağdura karşı belirli bir zaman dilimine yayılan, onu aşağılama, yıldırma veya ona acı çektirme yönünde genel bir tutum benimsemiş olması ve eylemlerini bu tutumun bir parçası olarak tekrarlaması yeterlidir. Fiillerin arasında mantıksal bir bütünlük ve devamlılık olması, sistematikliği gösterir. 2) **Fiillerin Birbirini Tamamlaması:** İşlenen farklı nitelikteki eylemlerin (dövme, hakaret, aç bırakma, tehdit vb.) aynı amaca, yani mağdurun bedensel ve ruhsal direncini kırmaya yönelik olması ve bir bütün oluşturması, plan olmasa bile sistematik bir davranış kalıbını ortaya koyar. Örneğin, bir hafta boyunca her gün aynı saatte mağduru dövmek gibi katı bir plan olmasa da, birkaç ay boyunca sürekli olarak aşağılayıcı sözler söylemek, zaman zaman dövmek ve sosyal ilişkilerini kısıtlamak gibi eylemler, bir bütün olarak 'sistematik' kabul edilir. Dolayısıyla, sistematiklik, eylemlerdeki devamlılık, bütünlük ve ortak amaç ile belirlenir, illa ki önceden hazırlanmış bir suç planı gerektirmez.