Bir dolandırıcılık eyleminde, failin mağdura ait bir banka hesabına hukuka aykırı erişim sağladıktan sonra, bu hesaptan 'POS cihazı aracılığıyla harcama yapması' eylemi, TCK m. 244/4 (bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suretiyle çıkar sağlama) suçunu mu, yoksa TCK m. 142/2-e (bilişim suretiyle hırsızlık) suçunu mu oluşturur? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/14979 K. sayılı kararının bu konudaki gerekçesi nedir?
Bu eylem, TCK m. 142/2-e'de düzenlenen 'bilişim suretiyle hırsızlık' suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2021/14979 K. sayılı kararında da suç vasfının bu şekilde nitelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçesi şudur: TCK m. 244/4, özel bir 'tamamlayıcı' normdur. Bu fıkranın uygulanabilmesi için, failin sağladığı haksız çıkarın 'başka bir suç oluşturmaması' gerekir. Yani, eğer failin eylemi, TCK'da özel olarak tanımlanmış başka bir suçu (hırsızlık, dolandırıcılık gibi) oluşturuyorsa, o özel suçtan ceza verilir, TCK m. 244/4 uygulanmaz. Somut olayda, fail, bilişim sistemini kullanarak mağdurun hesabına yetkisiz bir şekilde girmiş ve oradaki parayı (taşınır bir malı), mağdurun rızası dışında, harcama yapmak suretiyle kendi zilyetliğine veya yararına geçirmiştir. Bu eylem, TCK m. 141'deki hırsızlık suçunun tüm unsurlarını taşımaktadır. Suç, bilişim sistemi kullanılarak işlendiği için, TCK m. 142/2-e'deki nitelikli hal oluşur. Failin eylemi, özel olarak hırsızlık suçunu oluşturduğu için, artık genel ve tamamlayıcı bir norm olan TCK m. 244/4'ün uygulanma alanı kalmaz. Yargıtay'ın kararı da bu 'özel normun önceliği' ilkesine dayanmaktadır.