HMK m. 259/4 uyarınca, istinabe yoluyla dinlenecek tanığa hangi soruların sorulacağını belirleme yetkisi, davaya bakan hakime aittir. Tarafların, bu sorulara ek olarak, istinabe duruşması sırasında tanığa doğrudan soru sorma hakkı var mıdır? Bu hak, 'çelişmeli yargılama' ilkesi açısından neden önemlidir?
Evet, tarafların bu hakkı vardır. HMK m. 259/4'ün son cümlesi, 'tanığın, hangi hususlardan dolayı dinleneceğini hâkim belirler' demektedir. Bu, sorgunun çerçevesini çizmek ve ilgisiz konulara girilmesini önlemek amacını taşır. Ancak bu, tarafların soru sorma hakkını ortadan kaldırmaz. Aynı maddenin bir önceki cümlesi, tanığın dinleneceği yer ve zamanın 'talepleri hâlinde taraflara tebliğ edileceğini' belirtir. Bu tebliğin amacı, taraflara veya vekillerine o duruşmada hazır bulunma imkanı tanımaktır. Taraflar, istinabe duruşmasında hazır bulunduklarında, HMK m. 261/3 ('Taraflar, tanığa doğrudan doğruya soru sorabilirler.') ve m. 152'deki genel duruşma kuralları uyarınca, talimat mahkemesi hakimi aracılığıyla veya doğrudan tanığa soru sorabilirler. Bu hak, 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından hayati önem taşır. Çünkü: 1) **Beyanların Test Edilmesi:** Taraflar, tanığın beyanlarındaki çelişkileri, belirsizlikleri veya tutarsızlıkları, soracakları çapraz veya doğrudan sorularla ortaya çıkarabilirler. 2) **Yeni Olguların Ortaya Çıkarılması:** Tanığın bir cevabı, davanın seyrini etkileyebilecek yeni bir olguyu veya soruyu gündeme getirebilir. Tarafların, bu yeni durum üzerine anında soru sorabilmesi, maddi gerçeğe ulaşmayı kolaylaştırır. 3) **Savunma ve İddia Hakkı:** Sadece hakimin belirlediği sorularla yetinmek, tarafların kendi iddia ve savunmalarını tanığın beyanları üzerinden etkin bir şekilde ortaya koymalarını engeller. Bu nedenle, tarafların istinabe duruşmasında soru sorma hakkı, adil yargılanmanın vazgeçilmez bir unsurudur.