Bir ceza davasında, sanığın delil toplama taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuruda, AYM'nin 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edildiğine karar verdiğini varsayalım. Bu ihlal kararının, aynı veya benzer durumdaki diğer davalar için 'emsal' oluşturma gücü var mıdır? Derece mahkemeleri, AYM'nin bu tür ilkesel kararlarıyla bağlı mıdır?
Evet, AYM'nin bu tür kararları, benzer durumdaki diğer davalar için güçlü bir 'emsal' teşkil eder ve derece mahkemeleri bu ilkesel kararlarla bağlıdır. Bu bağlılığın hukuki dayanakları şunlardır: 1) **Anayasa m. 153/6:** 'Anayasa Mahkemesi kararları ... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.' Bu hüküm, AYM kararlarının sadece karara konu olan bireysel başvuru için değil, genel olarak tüm yargı organları için bağlayıcı olduğunu açıkça belirtir. 2) **İlkesel Karar Niteliği:** AYM, bir başvuruda 'silahların eşitliği' ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiğini ve hangi durumlarda ihlal edileceğini belirlediğinde, bu artık o somut olayı aşan, genel ve 'ilkesel' bir yorum haline gelir. Derece mahkemeleri, önlerine gelen benzer uyuşmazlıklarda, Anayasa'yı ve temel hakları AYM'nin bu ilkesel yorumu doğrultusunda yorumlamak ve uygulamakla yükümlüdürler. 3) **Hak İhlallerini Önleme Yükümlülüğü:** Derece mahkemelerinin, AYM'nin daha önce 'ihlal' olarak tespit ettiği bir uygulamayı tekrarlaması, hem aynı hak ihlalini yeniden yaratmak hem de yargı sisteminde tutarsızlığa yol açmak anlamına gelir. Adil yargılanma hakkının bir gereği olarak, mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına uygun hareket ederek, potansiyel hak ihlallerini daha en başından önlemekle yükümlüdürler. Dolayısıyla, bir derece mahkemesi, sanığın esaslı bir delil talebini reddederken, AYM'nin 'silahların eşitliği'ne ilişkin yerleşik içtihatlarını göz ardı edemez; ederse, vereceği karar hem kanun yolunda bozulma hem de yeni bir hak ihlali kararına konu olma riskiyle karşı karşıya kalır.