Bir idari işlemin iptali davasında, davanın açılması için öngörülen 60 günlük süre (İYUK m. 7) 'hak düşürücü süre' midir, yoksa 'zamanaşımı süresi' midir? Bu iki süre türü arasındaki temel farklar nelerdir ve bu nitelemenin hukuki sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81051

İdari işlemin iptali davası için öngörülen 60 günlük süre, bir 'hak düşürücü süre'dir. Bu süre, zamanaşımı süresinden önemli farklar içerir ve bu niteleme ciddi hukuki sonuçlar doğurur. Temel farklar ve sonuçları şunlardır: 1) **Durdurulması ve Kesilmesi:** - **Zamanaşımı Süreleri:** Borçlar Kanunu'nda sayılan belirli sebeplerle (dava açılması, icra takibi, alacaklının iflas masasına başvurması vb.) kesilebilir veya (borçlunun alacağı ikrarı gibi) durabilir. Süre kesildiğinde, o ana kadar işleyen süre sıfırlanır ve yeniden işlemeye başlar. Durduğunda ise, durma sebebi ortadan kalkınca kaldığı yerden işlemeye devam eder. - **Hak Düşürücü Süreler:** Kural olarak durmaz ve kesilmezler. Kanunda çok istisnai olarak öngörülen haller dışında (örneğin, mücbir sebep), süre bir kez işlemeye başladığında sonuna kadar kesintisiz olarak devam eder. 2) **Hakim Tarafından Re'sen Dikkate Alınması:** - **Zamanaşımı:** Hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınamaz. Davalı tarafın, süresi içinde (genellikle cevap dilekçesinde) 'zamanaşımı def'inde' bulunması gerekir. Bulunmazsa, hakim süre geçmiş olsa bile davayı esastan inceler. - **Hak Düşürücü Süre:** Kamu düzenine ilişkin kabul edildiği için, hakim tarafından davanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Davalı taraf bu konuda bir savunma yapmasa bile, hakim süre aşımını tespit ederse davayı 'süre aşımı yönünden' reddetmek zorundadır. Bu nedenle, idari davalarda 60 günlük sürenin kaçırılması, telafisi mümkün olmayan bir hak kaybına yol açar. Bu süre, davanın esasına girilmesine engel olan kesin bir usuli engeldir.