Bir baba, velayeti annede olan çocuklarının velayetinin, annenin 'başka bir erkekle evli olmaksızın yaşaması' gerekçesiyle kendisine verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2017/1767 K. sayılı kararında, bu durumun tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir sebep olmadığı belirtilmiştir. Bu kararın temelindeki 'çocuğun üstün yararı' ilkesi, ebeveynin özel hayatının sınırlarını nasıl çizmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81048

Bu karar, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin, ebeveynlerin özel hayatlarına ilişkin ahlaki veya toplumsal yargılardan daha üstün olduğunu gösteren temel bir içtihattır. Karar, ebeveynin özel hayatının sınırlarını şu şekilde çizmektedir: Ebeveynin özel hayatı, ancak ve ancak bu yaşam tarzının çocuğun 'bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimini somut olarak olumsuz etkilediği' kanıtlanırsa, velayet açısından bir değerlendirme konusu olabilir. Yargıtay'a göre, velayet sahibi ebeveynin bir başkasıyla evli olmadan yaşaması, yeniden evlenmesi veya özel hayatındaki diğer tercihleri, tek başına çocuğun menfaatinin zedelendiği anlamına gelmez. Bu durumun velayetin değiştirilmesi için bir sebep olabilmesi için, davacı tarafın şu gibi ek olguları ispatlaması gerekir: - Ebeveynin bu yeni yaşam tarzı nedeniyle çocuğun bakımını, eğitimini veya temel ihtiyaçlarını 'ihmal etmesi'. - Evdeki ortamın, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olmaması, huzursuz veya güvensiz bir hale gelmesi. - Ebeveynin partnerinin çocuğa karşı olumsuz bir tutum sergilemesi veya çocuğa zarar vermesi. - Çocuğun bu durumdan psikolojik olarak olumsuz etkilenmesi ve bu durumun uzman raporlarıyla tespit edilmesi. Kısacası, Yargıtay, ebeveynin özel hayatına değil, bu hayatın çocuğun somut ve ispatlanabilir menfaatlerine olan 'etkisine' odaklanmaktadır. Soyut ahlaki yargılar veya toplumsal normlar, çocuğun üstün yararı somut olarak tehlikede olmadıkça, velayetin değiştirilmesine gerekçe yapılamaz.