Bir idari davada, davacı hem işlemin iptalini hem de bu işlemden doğan zararının tazminini (tam yargı) aynı dilekçeyle talep etmiştir. Mahkeme, iptal talebini kabul ederken, tam yargı talebi hakkında hiçbir karar vermemiştir. Bu durum, 'taleple bağlılık ilkesi' açısından nasıl bir hukuka aykırılık oluşturur ve davacı bu durumda ne yapmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81047

Bu durum, HMK m. 26'da düzenlenen (idari yargıda da kıyasen uygulanan) 'taleple bağlılık ilkesi'nin açık bir ihlalidir. Bu ilkeye göre hakim, tarafların talep sonuçlarından fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, ancak taleplerin tamamı hakkında karar vermek zorundadır. Mahkemenin, usulüne uygun olarak ileri sürülen tam yargı (tazminat) talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir hüküm kurmaması, 'karar verilmemiş bir talep' bırakması anlamına gelir ve bu, tek başına bir kanun yolu (istinaf/temyiz) sebebidir. Bu durumda davacı şu yolları izleyebilir: 1) **Kanun Yoluna Başvurma:** Davacı, süresi içinde istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurarak, ilk derece mahkemesi kararının, tazminat talebi hakkında bir karar içermemesi nedeniyle eksik olduğunu ve bu yönden bozulmasını talep edebilir. Üst mahkeme, bu eksikliği tespit ederek kararı bozacak ve dosyayı, tazminat talebi hakkında da bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine geri gönderecektir. 2) **Tavzih veya Tamamlama (İstisnai):** Eğer mahkemenin tazminat talebini sehven (yanlışlıkla) unuttuğu çok açıksa ve bu durum kararın gerekçesinden anlaşılabiliyorsa, istisnai olarak HMK m. 305/A'daki 'hükmün tamamlanması' yolu denenebilir. Davacı, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, karar verilmeyen talep hakkında ek bir karar verilmesini isteyebilir. Ancak en sağlıklı ve yaygın yol, kanun yoluna başvurmaktır.