TCK m. 247/3'te düzenlenen 'kullanma zimmeti' daha az cezayı gerektiren bir hal olarak kabul edilmiştir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için, zimmete geçirilen malın değerinin de 'az' olması şart mıdır, yoksa sadece geçici bir süre kullanılıp iade edilmesi yeterli midir?
TCK m. 247/3'teki kullanma zimmeti hükmünün uygulanabilmesi için, zimmete geçirilen malın değerinin 'az' olması yönünde kanunda açık bir şart bulunmamaktadır. Bu fıkranın uygulanabilmesi için aranan temel koşullar şunlardır: 1) **Geçici Kullanma Kastı:** Failin, malı temelli olarak mal edinme (temellük) kastıyla değil, sadece geçici bir süre kullanıp iade etme kastıyla hareket etmiş olması gerekir. 2) **Kendiliğinden İade:** Failin, hakkında bir soruşturma veya denetim başlamadan, tamamen kendi iradesiyle malı veya parayı iade etmiş olması gerekir. Bu iki unsur, kullanma zimmetinin temelini oluşturur. Değerin azlığı ise, TCK m. 249'da düzenlenen ayrı ve bağımsız bir indirim nedenidir. Ancak, uygulamada bu iki kavram arasında fiili bir ilişki vardır. Zimmete geçirilen malın değerinin 'çok yüksek' olması, genellikle failin kastının geçici bir kullanma değil, kalıcı bir mal edinme olduğu yönünde güçlü bir karine oluşturur. Örneğin, çok büyük bir meblağı zimmetine geçiren birinin bunu sadece 'geçici olarak kullanma' niyetiyle yaptığı savunması, hayatın olağan akışına daha az uygun görülebilir. Dolayısıyla, değerin yüksekliği, TCK m. 247/3'ün uygulanmasını zorlaştırabilir. Tersi durumda, zimmete geçirilen miktarın cüzi olması, failin 'kullanma' kastıyla hareket ettiği yönündeki savunmasını güçlendirebilir. Kısacası, kanunen şart olmasa da, malın değeri, failin kastının (temellük mü, kullanma mı) belirlenmesinde önemli bir takdir unsurudur.