Müsadere edilecek bir aracın değeri ile içinde yakalanan kaçak eşyanın değeri arasında bariz bir orantısızlık olması, müsadere kararını nasıl etkiler? TCK m. 54/3'teki 'hakkaniyete aykırı olacağı anlaşılan hâllerde, müsadereye hükmolunmaz' kuralı, Yargıtay tarafından kaçakçılık suçlarında nasıl uygulanmaktadır? (Bkz. Yargıtay 19. CD, K.2021/2910)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81028

TCK m. 54/3'teki bu kural, ceza hukukundaki genel 'orantılılık' ilkesinin müsadere tedbirine yansımasıdır. Bir güvenlik tedbiri dahi olsa, müsadere, mülkiyet hakkına yapılmış en ağır müdahalelerden biridir ve işlenen fiilin haksızlık içeriğiyle orantılı olmalıdır. Kaçakçılık suçlarında, özellikle nakil aracının müsaderesinde Yargıtay bu kuralı titizlikle uygulamaktadır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2021/2910 K. sayılı kararında da görüldüğü gibi, mahkeme müsadere kararı verirken şu ikili denetimi yapmak zorundadır: 1) **5607 sayılı Kanun m. 13'teki Objektif Koşullar:** Mahkeme önce, kaçak eşyanın araçta özel bir tertibatla gizlenip gizlenmediğini veya aracın yüküne göre miktar/hacim olarak ağırlıklı bölümünü oluşturup oluşturmadığını inceler. 2) **TCK m. 54/3'teki Orantılılık/Hakkaniyet Denetimi:** Mahkeme, ilk koşul sağlansa bile, ikinci bir denetim daha yapmakla yükümlüdür. Bu denetimde, 'müsadere edilecek nakil aracının değeri' ile 'yakalanan kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri' karşılaştırılır. Eğer aracın değeri, kaçak eşyanın değerine göre çok yüksekse ve aracın müsaderesi işlenen suça nazaran daha ağır bir sonuç doğuracaksa, bu durum hakkaniyete aykırı kabul edilir ve müsadereye karar verilmez. Örneğin, değeri 1.000.000 TL olan bir tırda, değeri 50.000 TL olan kaçak sigara yakalanması durumunda, tırın müsaderesi orantısız ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Bu durumda mahkeme, aracın iadesine karar vermelidir.