Zimmet suçunda (TCK m. 247), suçun konusunu oluşturan mal veya paranın 'devlete' ait olması şart mıdır? Milli Piyango bayisinin, idareye yatırması gereken oyun bedellerini zimmetine geçirmesi eylemi, bu paralar özel kişilere (oyun oynayanlara) ait bilet bedelleri olmasına rağmen, neden zimmet suçu olarak kabul edilmektedir? (Bkz. Yargıtay 5. CD, 2015/16494 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81027

Hayır, zimmet suçunun oluşması için suçun konusunu oluşturan mal veya paranın 'devlete' ait olması şart değildir. TCK m. 247'deki suç tanımı, 'görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı' ifadesini kullanır. Bu malın mülkiyetinin kime ait olduğu (devlete, özel kişiye, vakfa vb.) suçun oluşumu açısından bir önem taşımaz. Önemli olan, malın kamu görevlisine 'görevi nedeniyle' tevdi edilmiş olması ve kamu idaresine duyulan güvenin kötüye kullanılmasıdır. Milli Piyango bayisinin durumu bu konuya tipik bir örnektir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/16494 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, Milli Piyango bayileri, özel kanunları (320 sayılı KHK m. 58-59 ve 3670 sayılı Kanun m. 12) gereği, görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlar bakımından 'kamu görevlisi gibi' cezalandırılırlar. Topladıkları oyun bedelleri, kendilerine 'bayilik görevleri nedeniyle' tevdi edilmiştir ve bu paraları belirli bir süre içinde idareye yatırma yükümlülükleri vardır. Paranın kaynağının özel kişiler olması sonucu değiştirmez. Bayi, bu paraları idareye yatırmayarak uhdesine geçirdiğinde, kamu görevlisi gibi sorumlu olduğu için, kendisine görevi nedeniyle emanet edilen parayı mal edinmiş olur ve bu eylem zimmet suçunu oluşturur. Çünkü burada ihlal edilen, sadece paranın mülkiyeti değil, aynı zamanda bayilik sistemine ve kamu idaresine duyulan güvendir.