Bir dolandırıcılık eyleminde, fail kendisini 'kamu görevlisi' (polis, savcı) veya 'banka çalışanı' olarak tanıtarak mağduru aldatmıştır. Bu durum, TCK m. 158/1-l'de özel olarak düzenlenmiş bir nitelikli haldir. Bu özel nitelikli halin varlığı, aynı zamanda TCK m. 158/1-d'deki 'kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması' nitelikli halinin de uygulanmasını gerektirir mi? Yoksa 'özel normun önceliği' ilkesi mi devreye girer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81021

Bu durumda 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi devreye girer ve fail sadece TCK m. 158/1-l'den cezalandırılır. TCK m. 158/1-d'deki 'kamu kurumlarının araç olarak kullanılması', daha genel bir ifadedir ve örneğin sahte bir bakanlık antetli kağıdı kullanmak gibi durumları kapsar. TCK m. 158/1-l ise, bu genel durumun çok spesifik bir işleniş biçimini, yani failin kendisini belirli sıfatlarla (kamu görevlisi, banka çalışanı) tanıtmasını özel olarak düzenlemiştir. Ceza hukukunda, bir fiil hem genel hem de özel bir normun kapsamına giriyorsa, faile sadece olayı daha özel olarak düzenleyen norm uygulanır. Kanun koyucu, kendisini kamu görevlisi veya bankacı olarak tanıtarak işlenen dolandırıcılık eylemlerinin yarattığı özel tehlikeyi ve toplumda kurumlara olan güveni sarsmasını dikkate alarak, bu fiili ayrıca ve özel bir nitelikli hal olarak düzenlemiştir. Bu nedenle, failin bu sıfatları kullanması halinde, ayrıca TCK m. 158/1-d'den bir artırım yapılamaz; eylem doğrudan ve sadece TCK m. 158/1-l'yi oluşturur.