Velayetin kaldırılması davasında, TMK m. 426 uyarınca çocuğa bir temsil kayyımı atanması, davanın taraflarını nasıl değiştirir? Atanan kayyımın davadaki rolü ve yetkileri nelerdir? Bu usulün atlanması, Yargıtay 2. HD'nin 2018/788 K. sayılı kararında neden adil yargılanma hakkı ihlali olarak görülmüştür?
Çocuğa temsil kayyımı atanması, davanın taraflarını doğrudan değiştirmez; ancak çocuğa davada aktif bir taraf olma ve haklarını bağımsız bir şekilde savunma imkanı tanır. Davanın tarafları yine davacı (kurum, akraba vb.) ve davalı (velayet hakkı sahibi ebeveyn) olarak kalır. Ancak, menfaati davalı ebeveyn ile çatışan çocuk, atanan kayyım aracılığıyla adeta bir 'müdahil' gibi davaya katılır. Kayyımın rolü ve yetkileri şunlardır: Çocuğun üstün yararını gözeterek delil sunmak, tanık dinletmek, bilirkişi veya sosyal inceleme raporlarına itiraz etmek, beyanda bulunmak ve kanun yollarına başvurmak. Yani kayyım, çocuğun davadaki 'hukuki sesi' olur. Bu usulün atlanması, Yargıtay 2. HD'nin 2018/788 K. sayılı kararında adil yargılanma hakkı ihlali olarak görülmüştür çünkü; menfaat çatışması nedeniyle yasal temsilcisi (davalı ebeveyn) tarafından temsil edilemeyen çocuk, davada tamamen savunmasız kalmaktadır. Bu durum, 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerini çocuğun aleyhine bozar. Çocuğun hakları, iddiaları ve menfaatleri bağımsız bir temsilci tarafından dile getirilmeden verilen bir karar, onun yokluğunda verilmiş sayılır ve bu, adil yargılanma hakkının özünü zedeler.