Velayetin değiştirilmesi davasında, davalı ebeveyn cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmış ancak tanık listesi sunmamıştır. Mahkeme, ön inceleme duruşmasında tanıkların birinci celseye kadar bildirilmesi için süre vermiş, ancak bu sürede de bildirilmemesi üzerine tanık dinletme talebini reddetmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1196 K. sayılı kararında bu durum neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu karar, velayet davalarında 're'sen araştırma ilkesi'nin, HMK'daki delil bildirme sürelerine etkisini nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81014

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (YHGK) bu kararı, velayet davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği ve bu davalarda geçerli olan 're'sen araştırma ilkesi'nin, HMK'daki katı usul kurallarına (taraflarca getirilme ilkesi, delil bildirme süreleri) üstün geldiğini gösteren temel bir içtihattır. YHGK'nın bu kararı hukuka aykırı bulmasının nedenleri şunlardır: 1) **Davanın Niteliği:** Velayet davaları, HMK m. 382 uyarınca bir 'çekişmesiz yargı' işidir. Bu tür işlerde temel amaç, tarafların menfaatinden ziyade, kamu yararı ve özellikle 'çocuğun üstün yararı'dır. 2) **Re'sen Araştırma İlkesi:** Davanın kamu düzenine ilişkin olması, hakimin tarafların sunduğu delillerle bağlı olmadığını, maddi gerçeği ve çocuğun menfaatini ortaya çıkarmak için gerekli gördüğü her türlü araştırmayı (tanık dinleme, bilirkişi raporu alma, sosyal inceleme yaptırma vb.) kendiliğinden yapabileceği ve yapması gerektiği anlamına gelir. 3) **Usul Kurallarının Esnek Yorumlanması:** Bu bağlamda, HMK'da delillerin belirli bir sürede sunulmasına ilişkin kurallar, çocuğun üstün yararını aydınlatabilecek bir delilin toplanmasına engel teşkil edemez. Mahkemenin, sırf davalı taraf tanık listesini süresinde vermedi diye, maddi gerçeği ortaya çıkarabilecek tanıkları dinlemekten kaçınması, re'sen araştırma yükümlülüğünün ihlalidir. YHGK, hakimin, taraflar bildirmese dahi, eğer tanıkların dinlenmesinin çocuğun menfaatinin tespiti için gerekli olduğunu düşünüyorsa, bu tanıkları kendiliğinden dinleyebileceğini ve dinlemesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, velayet davalarında usul kurallarının, davanın özü olan çocuğun menfaati amacına hizmet edecek şekilde esnek yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır.